En İyi 10 Catherine Zeta Jones Filmi

Catherine Zeta-Jones, büyüleyici güzelliği, olağanüstü yeteneği ve ekrandaki karizmatik duruşuyla  sinema dünyasında iz bırakan isimlerden biridir. Aktris, kariyeri boyunca birbirinden farklı ve zorlu rolleri başarıyla üstlenerek çok yönlü bir oyuncu olduğunu kanıtladı. Onu bazen ihtişamlı bir müzikalin başrolünde, bazen duygusal derinliğiyle etkileyen bir dramda, bazen de adrenalin dolu aksiyon sahnelerinde izledik. Kendine has zarafeti ve güçlü oyunculuğuyla Hollywood'un en saygın isimlerinden biri haline gelen Zeta-Jones’un kariyerinde unutulmaz pek çok film var. Şimdi, onun yıldızını parlatan ve sinema tarihine damga vuran en iyi filmlerine yakından bakalım.

Catherine Zeta-Jones Filmleri

En İyi Catherine Zeta-Jones Filmleri

Kariyerine televizyon dizileriyle adım atan Zeta-Jones, kısa sürede sinema dünyasında kendine sağlam bir yer edinerek hem eleştirmenlerden övgüler aldı hem de unutulmaz karakterlere hayat verdi. İster aksiyon dolu sahnelerde, ister duygusal derinliği yüksek dramalarda, isterse gösterişli müzikallerde olsun, her daim kendine hayran bırakan bir oyunculuk sergiledi. İşte  Catherine Zeta-Jones’un kariyerini iz şekillendiren en iyi filmleri:

1. Chicago (2002)

Bob Fosse’un 1975 tarihli Broadway müzikalinden uyarlanan, Rob Marshall’ın yönettiği bir müzikal suç filmidir. Film, 1920’lerin Chicago’sunda geçer ve şöhret, ihanet ve adaletin manipüle edilebilirliği üzerine keskin bir hiciv sunar. Başrollerde Renée Zellweger, Catherine Zeta-Jones ve Richard Gere yer alır. Hikâye, şöhret olma hayalleri kuran Roxie Hart (Renée Zellweger) ile başarılı bir gece kulübü şarkıcısı olan Velma Kelly’nin (Catherine Zeta-Jones) yollarının kesişmesini anlatır. Roxie, sevgilisini öldürdükten sonra hapse girer ve burada Velma ile karşılaşır. Velma, benzer bir suçtan hüküm giymiştir ve kendisini hapisten kurtarmak için karizmatik avukat Billy Flynn (Richard Gere) ile çalışmaktadır. Roxie de aynı avukatı tutarak medya oyunlarıyla halkın ilgisini çekmeye çalışır. İki kadın, mahkeme sürecinde birbirine rakip olurken, şöhretin ne kadar kısa ömürlü olduğunu da keşfeder.




Film, görselliği, koreografileri ve müzikal sahneleriyle büyük beğeni topladı. Catherine Zeta-Jones, güçlü performansıyla En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Oscar kazandı. Hikâyenin kara mizah ve hiciv unsurlarını ustaca işlemesi, müzikal türüne yenilikçi bir bakış sunmasıyla dikkat çekiyor. Görsel olarak şatafatlı, tempolu ve enerjik bir yapım olan Şikago, müzikal sinemanın en başarılı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

2. No Reservations (2007)

Catherine Zeta-Jones'un başrolünde yer aldığı "No Reservations" (2007), bir dramadır ve romantik bir temaya sahiptir. Film, başarılı bir şef olan Kate Armstrong'un hikayesini anlatıyor. Kate, düzenli bir yaşam sürerken, ani bir kayıp sonucu, yeğeni Zoe'yi (Abigail Breslin) geçici olarak yanına almak zorunda kalır. Aynı zamanda, restorandaki yeni şef olan Nick (Aaron Eckhart) ile profesyonel ve kişisel bir ilişki gelişmeye başlar. Film, Kate'in zorlayıcı iş yaşamı ve kişisel hayatındaki değişimleri dengelemeye çalışırken, bir yandan da Zoe ile ilişkisini geliştirmeye çabalarını konu alır.

Film, görsel olarak çok zarif ve dikkat çekici. Zeta-Jones, Kate rolünde güçlü bir performans sergiliyor ve izleyiciye karakterin duygusal karmaşıklığını hissettiriyor. Romantik ögelerle harmanlanmış drama, bazıları için klişe olsa da, karakter gelişimi ve insan ilişkileri üzerine düşündürücü bir bakış açısı sunuyor. Bu tür filmleri sevenler için sıcak ve keyifli bir deneyim olsa da, daha derin bir anlam arayanlar için yüzeysel kalabilir.

3. Feud (2017)

Ryan Murphy tarafından yaratılan ve 2017 yılında FX kanalında yayınlanan bir antoloji dizisidir. Dizi, her sezonunda farklı ünlü çekişmeleri ele almayı hedeflemektedir. İlk sezon, 1962 yapımı "What Ever Happened to Baby Jane?" filminin çekimleri sırasında ve sonrasında, Hollywood'un iki efsanevi aktrisi Bette Davis ve Joan Crawford arasındaki rekabeti ve gerilimi konu alır. Bu süreçte, Hollywood'un kadın oyunculara yönelik tutumu, yaş ayrımcılığı ve medya manipülasyonları gibi temalar da işlenmektedir.




Catherine Zeta-Jones, dizide iki Oscar ödüllü aktris Olivia de Havilland'ı canlandırmaktadır. De Havilland, Bette Davis'in yakın arkadaşı olarak bilinir ve dizide anlatıcı rolünü üstlenir. Zeta-Jones'un performansı, karakterin zarafetini ve entelektüel derinliğini başarıyla yansıtarak izleyicilerden olumlu geri dönüşler almıştır. Dizi, Hollywood'un altın çağındaki rekabetçi atmosferi ve kadın oyuncuların karşılaştığı zorlukları etkileyici bir şekilde yansıtarak, izleyicilere hem dramatik hem de düşündürücü bir deneyim sunmaktadır.

4. Zorro (1998)

Catherine Zeta-Jones'un oynadığı Zorro filmi, 1998 yapımı The Mask of Zorro ve 2005 yapımı The Legend of Zorro olmak üzere iki filmden oluşuyor. İlk filmde, efsanevi kılıç ustası ve halk kahramanı Zorro, yani Don Diego de la Vega (Anthony Hopkins), uzun yıllar sonra hapisten kaçar ve intikam almak için yeni bir Zorro yetiştirmeye karar verir. Seçtiği kişi, Antonio Banderas’ın canlandırdığı Alejandro Murrieta’dır. Catherine Zeta-Jones ise Don Diego’nun kızı Elena rolündedir. Elena, yıllar önce ondan çalınıp düşmanları tarafından büyütülmüştür. Hikâye, Alejandro’nun Zorro kimliğine bürünmesi, intikam arayışı ve Elena ile gelişen romantik ilişkisi etrafında şekillenir. Devam filmi The Legend of Zorro ise Alejandro ve Elena’nın evlenip bir çocuk sahibi olmalarına rağmen, Alejandro’nun Zorro kimliğinden kopamamasıyla başlayan aile içi çatışmaları işler. Elena, oğullarıyla ilgilenirken, Alejandro ise yeni bir tehdit karşısında Zorro olmayı sürdürmek zorunda kalır. Ancak, işler daha da karmaşık hale gelir ve Elena’nın aslında büyük bir komplonun içinde olduğu ortaya çıkar.

İlk film, aksiyon, mizah ve romantizmi dengeli bir şekilde sunarak klasik bir kahraman hikâyesi anlatırken, Zeta-Jones’un performansı ve karizmatik duruşu filmi daha çekici hale getiriyor. Kılıç dövüşleri, dinamik sahneler ve oyuncular arasındaki kimya oldukça başarılı. Devam filmi ise ilk kadar beğenilmese de eğlenceli aksiyon sahneleriyle izleyiciyi tatmin edebilecek seviyede.

5. Dad’s Army (2016)

Catherine Zeta-Jones’un rol aldığı Dad’s Army (2016), klasik İngiliz komedi dizisi Dad’s Army'nin bir uyarlamasıdır. Film, II. Dünya Savaşı sırasında Britanya’nın sahil kasabası Walmington-on-Sea’de geçen komik olayları konu alır. Kasabanın gönüllü savunma birliği olan Home Guard, çoğunlukla yaşlı ve tecrübesiz askerlerden oluşmaktadır. Ancak, Nazi casuslarının bölgede olduğu haberi gelince işler ciddileşir ve kahramanlarımız bir dizi komik ama tehlikeli maceraya atılır. Catherine Zeta-Jones, esrarengiz ve çekici bir gazeteci olan Rose Winters’ı canlandırır. Onun gelişi, kasabanın erkeklerinin dikkatini çeker ve özellikle Yüzbaşı Mainwaring ve ekibi arasında bir rekabet başlar. Ancak, karakterinin gizli bir amacı olduğu ortaya çıkar ve olaylar karışır.




Film, nostaljik bir hava yaratmaya çalışsa da orijinal dizinin başarısını yakalamakta zorlanıyor. Klasik İngiliz komedisinin unsurlarını taşısa da temposu zaman zaman düşüyor. Zeta-Jones’un performansı etkileyici ve filme zarafet katıyor, ancak senaryonun derinliği pek yeterli değil. Genel olarak, eski diziyi sevenler için eğlenceli bir nostalji sunarken, yeni izleyicileri çok fazla cezbetmeyebilir.

6. Traffic (2000)

Traffic filmi, uyuşturucu ticareti ve bağımlılığı etrafında şekillenen çok katmanlı bir hikâye anlatıyor. Catherine Zeta-Jones, Helena Ayala karakterini canlandırıyor. Başlangıçta zengin ve ayrıcalıklı bir yaşam süren Helena, kocasının büyük bir uyuşturucu kaçakçısı olduğunu öğrenince her şey altüst oluyor. Eşinin tutuklanmasının ardından hem ailesini hem de lüks hayatını koruyabilmek için kendisi de bu tehlikeli dünyaya adım atmak zorunda kalıyor.

Film, farklı sosyal sınıflardan ve konumlardan karakterlerin bakış açılarıyla ABD ve Meksika’daki uyuşturucu ticaretini ele alıyor. Yönetmen Steven Soderbergh, gerçekçi ve belgesel tarzına yakın bir anlatım benimsiyor. Renk filtreleri ve farklı kamera teknikleriyle hikâyeyi daha çarpıcı hale getiriyor. Catherine Zeta-Jones'un performansı özellikle etkileyici, çünkü karakterinin yaşadığı dönüşümü çok iyi yansıtıyor. Film genel olarak toplumsal bir meseleye derinlemesine bakarken, heyecanı ve gerilimi de yüksek tutmayı başarıyor.

7. Queen America (2018-2019)

Queen America, 2018-19 yapımı bir Amerikan televizyon dizisidir ve başrolünde Catherine Zeta-Jones'un yer aldığı bir drama ve komedi dizisidir. Dizi, ABD'nin güneyinde, özellikle de Florida'da geçen bir hikâyeye odaklanır. Zeta-Jones, yarışmaya katılan genç kadınlara rehberlik eden bir güzellik yarışması eğitmeni olan "Vicki" karakterini canlandırır. Vicki, dışarıdan soğukkanlı ve sert bir kişilik olarak görünse de, derinlerde kendini kaybetmiş bir kadındır. Dizi, güzellik yarışmalarının zorlu dünyasında kadınların yaşadığı baskılar, toplumun beklentileri ve kişisel kimlik arayışını işler.

Dizi, karakterlerin derinliğine inerek, içsel çatışmalarını ve sosyal baskıların insanları nasıl şekillendirdiğini etkili bir şekilde ele alır. Zeta-Jones'un performansı, karakterine kattığı güçlü kişilikle dikkat çeker. Dizinin temposu bazen yavaş olsa da, özellikle güzellik yarışmalarının perde arkasını gösterdiği sahnelerle dikkat çekici. Genel olarak, Queen America, kişisel gelişim, kadınlık ve toplumsal değerler üzerine düşündüren bir yapım olarak değerlendirilebilir. Ancak, bazı izleyiciler için hikâyenin yavaş ilerleyen yapısı sıkıcı olabilir.

8. Ocean's Twelve (2004)

Steven Soderbergh'in yönettiği ve George Clooney, Brad Pitt gibi isimlerin başrolünde olduğu bir soygun filmidir. Catherine Zeta-Jones, filmde bir Interpol ajanı olan Isabel Lahiri karakterini canlandırır. Isabel, Danny Ocean (George Clooney) ve ekibinin peşine düşer, çünkü ekibin son soygunun ardından izlerini kaybettirmeye çalışırken Interpol'ün radarına takılmaları, onu harekete geçirir. Zeta-Jones'un canlandırdığı Isabel, sadece becerikli bir ajan olmakla kalmaz, aynı zamanda filmdeki diğer karakterlerle olan dinamikleri ve çekişmeleriyle dikkat çeker.




Film, önceki Ocean's Eleven (2001) filmine göre biraz daha karmaşık ve zaman zaman daha yavaş ilerleyen bir yapıya sahiptir. Bununla birlikte, Zeta-Jones'un performansı oldukça etkileyici ve filmdeki gerilim ile mizah arasında güzel bir denge kuruyor. Ocean's Twelve, daha az aksiyon dolu olsa da karakter ilişkileri ve zeka oyunları açısından izleyiciyi içine çeker. Zeta-Jones'un rolü, hikayenin akışına önemli bir katkı yaparak filmi daha zengin ve eğlenceli hale getiriyor.

9. Side Effects (2013)

Steven Soderbergh'in yönettiği bir psikolojik gerilim filmidir. Filmin başrollerinde Catherine Zeta-Jones, Jude Law, Rooney Mara ve Channing Tatum yer alır. Film, genç bir kadının (Rooney Mara) depresyon tedavisi için ilaçlar kullanmaya başlamasıyla başlar. Ancak tedavi süreci, beklenmedik sonuçlara yol açar. Zeta-Jones, bu filmde, depresyon tedavisi gören bir kadının psikiyatristi olan Dr. Victoria Siebert rolünü üstlenir.

Film, ilaç endüstrisi, psikiyatri tedavileri ve insan psikolojisi üzerine sorgulamalar yaparken, karakterlerin derinliklerine inerek izleyiciyi sürekli bir belirsizlik içinde bırakır. Catherine Zeta-Jones'un performansı güçlüdür, ancak filmin ana odak noktası daha çok psikolojik gerilim ve karakterlerin içsel çatışmalarıdır. Zeta-Jones, rolüyle güvenilir bir profesyonel imajı çizer, ancak filmdeki olaylar ve sürprizler daha çok diğer karakterlerin etrafında şekillenir. Sürükleyici ve zekice yazılmış bir senaryoya sahip, özellikle izleyiciyi şaşırtan birkaç dönemeç ile dikkat çeker. Zeta-Jones'un rolü, filmde önemli bir yer tutsa da, baştan sona süregelmiş olan gerilim ve karakterler arasındaki ilişki, filmin asıl cazibesini oluşturur.

10. Entrapment (1999)

Entrapment, 1999 yapımı bir aksiyon-gerilim filmidir. Filmin başrolünde Catherine Zeta-Jones ve Sean Connery yer alır. Film, uluslararası bir hırsız olan Robert "Mac" MacDougal (Connery) ile, sigorta müfettişi olan ve aslında bir ajan olan Gin Baker (Zeta-Jones) arasında gelişen bir hikâyeyi anlatır. Gin, Mac'i yakalamak ve onun suçlarını ortaya çıkarmak için gizli bir görev üstlenir. Ancak zamanla, ikilinin ilişkisi karmaşık bir hal alır ve Gin, Mac'in yetenekleri ve zekâsına hayran kalmaya başlar. Film, özellikle Mac'in karmaşık hırsızlık planları ve Gin'in Mac'e olan güveni arasında gidip gelen bir gerilim yaratır.

Entrapment, özellikle aksiyon sahneleri ve ikili arasındaki gerilimle dikkat çeker. Catherine Zeta-Jones'un performansı, güçlü bir kadroda parlıyor ve karakterin zeki, profesyonel, ancak aynı zamanda duygusal açıdan karmaşık yönlerini başarıyla yansıtıyor. Sean Connery'nin deneyimi ve karizması da filmi destekler. Filmin görsel açıdan etkileyici olduğu söylenebilir, özellikle Mac'in yaptığı hırsızlıklar ve büyük soygun sahneleri oldukça dikkat çekici. Ancak bazı eleştirmenler, filmin hikâyesinin bazen tahmin edilebilir olduğu ve sonunun zayıf kaldığı görüşünü savunmuşlardır. Yine de, Entrapment aksiyon severler ve zeka dolu bir hikâye isteyenler için keyifli bir izleme deneyimi sunuyor.

Bunlar da var!